Z Jenarasyonu, Test Mühendisliği, Kullanıcı Deneyimi (UX) ve Sezgisellik

 

Internet bağlantısı olan cihazların sayısı ve çeşidi pek çoğumuzun takip edemeyeceği hızda artmaktadır. 65 yaşındaki anneme bilgisayar kullanmasını öğretmeye çalıştığımda yaşadığım zorluğu, ileride ben de kendi çocuklarımla yaşacağım sanırım. Teknoloji yüzünden değişen pek çok yeni yaşam tarzına uyum sağlamakta zorluk çekeceğim.

  • Kol saati ile tansiyon ölçülebiliyor, Baba! Saatinden gelen ses alarm sesi değil, tansiyon değerlerin limitlerin üzerinde uyarısı veriyor..!

  • Bu kadar yumurtayı neden aldın baba! Kaç kere söyledim sana, buzdolabı benim telefonuma stok bilgisi ile ilgili uyarılar gönderiyor, senin alışveriş yapmana gerek yok..!

 

 

Gün geçtikçe her yeni doğan insan bambaşka bir teknolojik gerçeklik ile doğuyor; ve bu teknolojiyi yürümek, konuşmak gibi temel insani yetenekler kapsamında doğaçlama öğreniyor. Y jenerasyonu ortaya çıkan teknolojik gelişmeleri öğrenme ve tanımaya çalışırken, kablosuz cihazların insan vücudu dahil her yerde konuşlandığı bir dünyaya merhaba diyen Z jenerasyonu bizim kavrayabileceğimizin ötesinde bir gelecek içinde yaşayacaklar.

 

Bu açıdan bakıldığında özellikle “Test Mühendisliği”, jenerasyon değişimi ile eş güdümlü olarak değişmek durumunda kalacaktır. Çünkü, her yeni jenerasyon ile insan-bilgisayar etkileşimi deneyimi, “Kullanıcı Deneyimi (User Experience)” sert bir biçimde yeni boyutlar kazanmaktadır.

Test Mühendisliğini sadece ürünün fonksiyonel özelliklerini test etmek olarak tanımlamak eksik olacaktır. Bir ürünün testi, o ürünün resmi olarak tanımlanmış işlevselliği, kullanıcı dostluğu, esnekliği, hataya dayanıklılığı gibi kullanıcı deneyimini (UX) etkileyen pek çok eksende test edilmesi anlamına da gelmektedir.

 

Z Jenerasyonu için yukarıda saydığmız test edilmesi gereken genel sistem niteliklerine bir unsur daha eklememiz gerekiyor: Sezgisellik. Z Jenerasyonu, 1995-2012 yılları arasında doğan insanlar için ortaya koyulan bir tanımlamadır. Bu jenerasyon az önce söylediğimiz gibi, doğumdan itibaren teknoloji ile tanışırlar ve bunu sezgisel olarak öğrenmektedirler. Tıpkı yürümeyi, konuşmayı çevresini gözlemleyerek öğrenmesi gibi, küçük bir bebeği bir iPad cihazının ekranına dokunup, saga sola kaydırmaya çalışırken görebilirsiniz.

 

Bu nedenle, bu yüzyılın geri kalan yarısında Test Mühendisliği deneyimi, her hangi bir ürünün “Sezgisellik” niteliklerini de test etmek zorunda kalacak. Z jenerasyonu insanların teknoloji ile etkileşim alışkanlıkları, UX tasarımlarını etkileyecek: Sağ eliyle yazı yazmayı öğrenmiş bir insana, sol eliyle yazı yazmaya zorlayabilir misiniz!

 

Peki, bir ürünün “Sezgisellik” açısından test edebilmek için hangi bilgiye ihtiyaç olur?

Bir ürünün sezgisel olarak öğrenme kolaylığı nasıl ölçülebilir sizce?